1. Haberler
  2. Bilgi Rehberi
  3. Resesyon nedir?

Resesyon nedir?

Ekonomik durgunluk olarak da bilinen resesyon, bir ülkenin veya küresel ekonominin büyümesinde belirgin bir yavaşlama ve gerileme dönemini ifade eder. Peki, bu dönemde piyasaları neler bekler, bireyler ve şirketler nasıl etkilenir, resesyonun temel nedenleri ve sonuçları nelerdir? Detaylar...

featured
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Resesyon, ekonomi biliminin temel konularından biri olup, genel ekonomik faaliyetlerde önemli, yaygın ve uzun süreli bir düşüş yaşandığı iş döngüsü daralması olarak tanımlanır. Genellikle iki ardışık çeyrek boyunca Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) negatif büyüme göstermesiyle teknik olarak resesyon olarak kabul edilir. Ancak Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu (NBER) gibi kurumlar, tarım dışı istihdam, sanayi üretimi ve perakende satışlar gibi diğer göstergeleri de dikkate alarak daha kapsamlı bir değerlendirme yapar. Bu dönemde tüketim ve yatırım harcamaları azalır, üretim yavaşlar ve işsizlik oranları artar.

RESESYONA GİRMEK NE DEMEK?

Resesyona girmek, bir ekonominin büyüme hızının duraklaması veya küçülmesi anlamına gelir. Bu durum, ekonomik canlılığın azalması, büyüme hızının negatife dönmesi ve tüketici güveninin sarsılmasıyla kendini gösterir. Şirketler daha az yatırım yapar, birçok sektörde üretim düşer ve piyasada belirsizlik hakim olur. Bireylerin ve işletmelerin finansal durumu zorlaşırken, büyüme beklentileri yerini temkinli bir duruşa bırakır.

RESESYONUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Bir ekonominin resesyona girdiğini gösteren çeşitli belirtiler bulunmaktadır:

  • GSYİH’da Düşüş: Ülkenin toplam ekonomik aktivitesini ölçen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH), resesyon dönemlerinde genellikle azalma gösterir ve iki çeyrek üst üste negatif büyüme, önemli bir göstergedir.
  • İşsizlik Oranlarının Artması: Şirketler maliyetleri azaltmak amacıyla iş gücünü azaltmaya yönelir, bu da işsizlik oranlarında belirgin bir artışa yol açar.
  • Tüketici Harcamalarında Azalma: Tüketici güveninin düşmesiyle birlikte bireyler harcamalarını kısar ve tasarrufa yönelir.
  • Yatırımların Gerilemesi: Ekonomik belirsizlik nedeniyle yatırımcılar riskli projelere yatırım yapmaktan kaçınır, bu da ekonomik büyümeyi daha da yavaşlatır.
  • Sanayi Üretiminde Düşüş: Üretim faaliyetlerinde genel bir yavaşlama ve gerileme gözlenir.
  • Reel Gelirlerde Azalma: Kişi başına düşen milli gelirin azalması ve satın alma gücünün düşmesi resesyonun önemli göstergelerindendir.

RESESYONUN NEDENLERİ VE SONUÇLARI NELERDİR?

Resesyonlar birçok farklı faktörün birleşimiyle ortaya çıkabilir. Başlıca nedenler arasında aşırı borçlanma, yüksek enflasyon, finansal krizler, dış ticaret şokları, olumsuz arz şokları, ekonomik balonların patlaması ve büyük ölçekli doğal afetler veya pandemiler yer alır. Örneğin, 2020’deki Covid-19 pandemisi, dünya genelinde birçok ülkenin büyüme verilerini negatif etkilemiştir.

Resesyonun sonuçları ise ekonominin hemen her alanında hissedilir:

  • İşsizlik Artışı: Şirketler küçülmeye giderek işten çıkarmalar yapar, bu da işsizlik oranlarını yükseltir.
  • Gelir ve Satın Alma Gücünde Düşüş: Maaşlar baskılanır, reel ücretlerde gerileme yaşanır ve tüketicilerin alım gücü düşer.
  • Şirket Karlarında Azalma ve İflaslar: Talep düşüşü ve üretimdeki yavaşlama, şirket karlarını düşürür ve bazı işletmelerin iflas etmesine neden olabilir.
  • Finansal Piyasalarda Dalgalanma: Borsalar negatif bir seyir izler, hisse senedi fiyatları geri çekilir. Bankalar kredi vermekte temkinli davranır.
  • Para Birimi Değer Kaybı: Yerel para biriminin değeri düşerken, diğer para birimlerinin değeri yükselebilir.
  • Kamu Hizmetlerinde Kesintiler: Hükümetlerin vergi gelirleri düşer, bu da kamu hizmetlerinde, özellikle sosyal yardım, sağlık ve eğitimde kesintilere yol açabilir.

RESESYON NE KADAR SÜRER?

Resesyonun süresi, nedenlerine, ekonomik koşullara ve hükümetlerin tepkisine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu’nun (NBER) verilerine göre, 1854 ile 2022 yılları arasında yaşanan resesyonlar ortalama 17 ay sürmüş, ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar olan dönemde bu süre ortalama 10 aya düşmüştür. Bazı resesyonlar birkaç hafta sürerken, 2020’deki Covid-19 durgunluğu gibi kısa süreli olanlar da mevcuttur (iki ay). Ancak 1980’lerdeki resesyon 16 ay, 2007-2009 Büyük Durgunluk ise 18 ay devam etmiştir. Resesyonlar, ekonomik döngülerin doğal bir parçası olup, ortalama olarak her 7-10 yılda bir görülebilir.

RESESYONDA NEYE YATIRIM YAPILIR? ALTIN VE DOLAR NASIL ETKİLENİR?

Resesyon dönemlerinde yatırımcılar genellikle riskten kaçınarak “güvenli liman” olarak görülen varlıklara yönelirler.

  • Altın: Ekonomik belirsizlik ve durgunluk dönemlerinde altın genellikle değer kazanır. Yatırımcılar, enflasyona ve ekonomik dalgalanmalara karşı korunmak için altına yatırım yapmayı tercih ederler, bu da altın fiyatlarında artışa neden olabilir.
  • Dolar: Resesyon dönemlerinde merkez bankaları ekonomiyi canlandırmak için faiz oranlarını düşürme eğiliminde olabilir. Bu durum dolarda bir zayıflama yaratabilir. Ancak dolar, küresel rezerv para birimi olarak güvenli bir varlık olarak görülmeye devam ederse, yatırımcılar yine de dolara yönelebilir. Resesyon döneminde ortaya çıkan para birimindeki değer kaybı, dövizlerde ciddi bir hareketlilik meydana getirerek döviz kurlarında yükseliş beklentisi yaratabilir.
  • Tahvil ve Defansif Hisseler: Yatırımcılar, döngüsel hisse senetleri yerine daha istikrarlı getiriler sunan tahvillere ve gıda, sağlık gibi temel ihtiyaç sektörlerindeki defansif hisse senetlerine yönelebilirler.

RESESYON VE STAGFLASYON ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Resesyon ve stagflasyon, ekonomik durgunluk dönemlerini ifade etseler de aralarında önemli farklar bulunur.

  • Resesyon: Ekonomik faaliyetlerde genel bir düşüş, büyümenin yavaşlaması veya gerilemesi durumudur. Genellikle işsizlik artarken, talep düşüşü nedeniyle enflasyon azalma eğilimindedir.
  • Stagflasyon: Ekonomik durgunluk (yüksek işsizlik ve düşük büyüme) ile yüksek enflasyonun aynı anda yaşandığı olağan dışı bir durumdur. Stagflasyon dönemlerinde ekonomi yavaşlayıp işsizlik artarken, fiyatlar yükselmeye devam eder, bu da tüketicilerin alım gücünü olumsuz etkiler. Bu durum, enflasyon ile resesyon arasındaki doğal ilişkiyi bozar ve ekonomi yönetimini zorlaştırır.

TÜRKİYE’DE RESESYON RİSKİ VAR MI?

Küresel ekonomide zaman zaman resesyon riskleri gündeme gelse de, 2025 yılı için küresel büyümede yavaşlama beklenirken tam bir resesyon öngörülmemektedir. Ancak Türkiye için durum farklılık gösterebilir. 2025 yılında Türkiye’nin resesyona girme riski daha yüksek görünmektedir. Bunun başlıca nedenleri arasında, büyümenin ihracata değil, iç talebe bağlı olarak gerçekleşmesi ve dezenflasyonist politikalarla halkın satın alma gücünün düşmesi yer almaktadır. Sanayi üretim endeksindeki durgunluk ve Türkiye’nin yüksek risk primi (CDS) oranları da bu riski artıran faktörlerdendir. Özellikle sıcak paranın ülkeden çıkması gibi beklenmedik durumlar, Türkiye’yi resesyona sokma potansiyeli taşımaktadır. Koç Üniversitesi’nden akademisyenlerin hazırladığı resesyon göstergeleri, Türkiye ekonomisinde risk sinyali vermekte ve resesyona girme olasılığının son yılların en yüksek seviyesinde olduğunu belirtmektedir. ABD’li finans devi Citigroup da, Türkiye ekonomisinde 2025’in ikinci yarısında hafif bir resesyon beklediğini açıklamıştır.

GLOBAL RESESYON NEDİR?

Global resesyon, dünya çapındaki büyük ekonomilerin çoğunu etkileyen, senkronize bir ekonomik gerilemeyi ifade eder. Bu, aynı anda çok sayıda ülkeyi etkileyen ve farklı bölgelerdeki ekonomik faaliyetlerde düşüşler meydana getiren küresel bir durgunluktur. Küreselleşme sayesinde bir ülkedeki ekonomik gerileme, ticaret, finansal piyasalar ve tedarik zincirleri aracılığıyla diğer ülkelere de yayılabilir. 1870 yılından bu yana küresel ekonomi 14 kez resesyona girmiştir.

EKONOMİK DEPRESYON VE RESESYON ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Ekonomik depresyonlar, resesyon ile benzer özellikler gösterse de çok daha uzun zamana yayılan ve çözümü resesyona göre daha fazla emek gerektiren derin ekonomik çöküşler olarak değerlendirilmelidir. Resesyon, ekonomik aktivitede önemli, yaygın ve uzun süreli bir gerileme anlamına gelirken, depresyon çok daha şiddetli ve uzun süreli bir ekonomik krizdir. Depresyonlarda GSYİH’da çok daha büyük düşüşler, çok daha yüksek işsizlik oranları ve finansal sistemde daha derin istikrarsızlıklar görülür. Büyük Buhran, ekonomik depresyonun en bilinen örneğidir.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir